Bize Ulaşın

0 532 799 78 18
0 212 555 94 94

Tekstil ve Giyimde Çin’e Alternatifiz

Türkiye'nin Çin'in ardından boşalacak pazara yönelmesinin ardından ilk siparişler gelmeye başladı. Koronavirüs salgını sonrası ihracatta yaşanan büyük düşüş normalleşme süreciyle yerini yükselişe bıraktı. Tekstil sektörü de gözünü Çin’den boşalacak pazarlara dikti. Çin’in hakimiyeti kaybettiği pazarlardan Türkiye’ye siparişler gelmeye başlarken, bu bölgelerdeki işbirlikleri de geliştiriliyor. Hazır giyim ve tekstil sektöründe normalleşme ile birlikte piyasalar hareketlenmeye başladı. Bu iki sektörde koronavirüsün olumsuz etkilediği ihracat rakamlarının da önümüzdeki dönemde hızla tırmanması bekleniyor. Küresel pazarda Çin’den boşalacak pazarlara yönelik faal çalışma yürütülmesi hedefleniyor. Koronavirüs salgınıyla birlikte, ABD ve AB ülkelerinden Çin’den Türkiye’ye siparişlerin kaydığını gözlemlediklerini aktaran İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçılar Birliği (İTHİB) Başkanı Ahmet Öksüz, ancak salgının tüm dünyayı etkilemesi sebebiyle ihracatta gerileme yaşadıklarını belirtti. İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Mustafa Gültepe ise Çin’in hakimiyetinin azaldığı her türlü pazarda Türkiye’nin tedarik alternatifi olabilecek durumda olduğunun altını çizdi.

120 Milyar Dolardan Pay Alabiliriz                                                                        

Türkiye’nin, Çin’den sonra Avrupa Birliği’nin en büyük tekstil ve hammaddeleri tedarikçisi konumunda olduğu bilgisini veren Ahmet Öksüz, “Dolasıyla sektörümüz Çin ve diğer ülkelerden gelebilecek talepleri büyük ölçüde karşılayabilecek güce ve alt yapıya sahip. Küresel ticaretin normale dönmesiyle birlikte özellikle Çin’e giden siparişlerin önemli bir bölümünün Türkiye’ye kayacağını öngörüyoruz” dedi. Çin’in 327 milyar dolarlık küresel tekstil ve hammaddeleri ihracatının 3’te 1’ini tek başına gerçekleştirdiğini söyleyen Öksüz, 120 milyar dolarlık tekstil ve hammaddeleri ihracatının bir kısmının Türkiye’ye yönelmesiyle birlikte ihracatın hızla artacağını ve 2021 yılından itibaren önemli ölçüde büyüme trendi yaşanacağını öngördüklerini belirtti.

Çin’den Alacağımız Her Pay Önemli                                                                                   

Çin dışında elyaftan ipliğe kumaştan giyime her tür ürünü üretebilme kapasitesine sahip tek ülkenin Türkiye olduğunu aktaran Mustafa Gültepe ise, Çin’in hakimiyetinin azaldığı her türlü pazarda tedarik alternatifi olabilecek durumda olduğumuzu söyledi. Gültepe sözlerini şöyle sürdürdü: “Çin’in kapasitesi çok yüksek, tümünü Türkiye’nin doldurması söz konusu değil. Ancak ABD’nin 104 milyar dolarlık hazırgiyim ithalat talebinin 36 milyar dolarının Çin tarafından karşılandığını düşünüldüğünde, Çin’in yaratacağı bu boşluktan ülkemizin alacağı her pay önemli olacaktır. Biz de ülkemizin bu boşluktan mümkün olduğu kadar fazla yararlanabilmesi için ABD sektörel kuruluşları USFIA (ABD Moda Sanayii Birliği) ve AAFA (ABD Hazırgiyim ve Ayakkabı Birliği) ile işbirlikleri de yaparak bu pazarda girişimlerimizi yoğunlaştırmaktayız.”

İstihdam İmkanına Gelen Talep İkiye Katlandı                                                 
Tekstil sektöründe eğitim ve istihdama yönelik adımları da değerlendiren Ahmet Öksüz ve Mustafa Gültepe, geçtiğimiz sene başlatılan Tekstil Mühendisliği burs ve istihdam projesine öğrencilerin yoğun alaka gösterdiğini aktardı. 2018 yılı kontenjan oranına kıyasla 2019 yılında yüzde yüz doluluk oranına ulaştıklarını aktaran Öksüz ve Gültepe, öğrencilere burs vermeye devam edeceklerini ve hem staj hem iş garantisi vereceklerini söyledi. Tekstil ve hazırgiyim sektörleri 2019 yılında 1 milyon istihdam sınırını aşarken, perakende sektörü de dâhil edildiğinde bu rakam 2 milyonun üzerinde gerçekleşiyor. Gültepe ve Öksüz artan ihracatla birlikte istihdam rakamlarının da çarpan etkisi ile artmaya devam edeceğini ifade ediyor.